Bu Blogda Ara

10 Nisan 2020 Cuma

Postmenapozal Osteoporoz


Menapoza giren kadınlarda görülen osteoporoza “Postmenapozal Osteoporoz” denir. Menapozla birlikte östrojen hormonunun hızla azalmasıyla birlikte ortaya çıkar. Bu dönemde osteoporotik hastalarda kırık gelişmeden önce hiçbir şikayet olmayabilir. Basit düşmeler ile omurga, kalça ve el bilek kırığı sıkça ortaya çıkar. Kalça kırığı geçiren kadınlarda kırık sonrası iki yıl içinde ölüm riski %12-20 arasındadır.

Basit travma ile kırık oluştuktan sonra osteoporoz tanısını koymak kolaydır. Eğer hastada düşük enerjili travma ile kırık meydana geliyor ise osteoporoz akla kolay gelir. Ancak henüz kırık meydana gelmemiş hastalarda bazı önemli durumların dikkatle irdelenmesi osteoporoz tanısına götürebilir. Osteporozun erken döneminde hiçbir şikayet olmamakla birlikte herhangi bir nedenle kemik röntgeni çekilen hastaların kemik kalitesinin değerlendirilmesi tecrübeli bir ortopedisti osteoporozdan şüphelendirebilir. Ayrıca hastanın sırtında kifoz dediğimiz kamburlaşma artışı, boy kısalması, yaygın sırt ve bel ağrısıda osteoproz şüphesi duymak için yeterlidir. Ayrıca aşağıdaki etkenler postmenapozal kadınlarda osteoporoz riskini artırmaktadır.

Postmenapozal kadınlarda osteoporozdan şüphelenilmesi gerekeken durumlar
1-      Sigara kullanımı
2-      Alkol kullanımı
3-      Düşük  vucut kitle indeksi
4-      Osteoporoza yol açan hastalıklar bulunması
5-      Osteoporoza yol açan ilaç kullanılması
6-      Basit düşmeler ile kolay kırık meydana gelmesi
7-      Beş yıl içeisinde 4 cm den fazla boy kısalması
8-      Kalsiyumdan düşük diyetle beslenme
Postmenapozal Osteoporozun Tanısı
65 yaşının üzerindeki tüm postmenapozal kadınlarda herhangi bir risk faktörü veya kırık geçirme öyküsüne bakmadan mutlaka “Kemik Mineral Yoğunluğu” ölçülmelidir. 65 yaşından genç postmenapozal kadınlarda; basit travma ile kırık geçiren hastalarda önce Osteoporozdan şüphe duyulmalıdır. Ayrıca yukarıda sayılan şüphe duyulması gereken faktörlerin varlığında İlk olarak hastada Kemik Mineral Yoğunluğu ölçülmelidir. Bu grupta “T Skoru” ile tanı konulmaktadır. T skorunun -2.5 in altında olması Osteoporoz tanısını koydurur. Kemik Mineral Yoğunluğu ölçümü yanında kan testide gerekir.
Postmenapozal Osteoporozun Tedavisi
Tedavi ilaç tedavisi ve ilaç dışı destekleme tedavisi olarak ikiye ayrılır.
                   Destek Tedavisinde
1-      Egzersiz: Kemik kütlesinin korunmasında  egzersiz çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle kemiğe yük bindiren ağrılık taşıyıcı ve kas güçlendirici egzersizler önemli yer tutar. Ağırlık kaldırıcı egzersizler, ip atlama ve dans osteoporoz üzerinde oldukça olumlu etki yapan egzersizlerdir. Pilates, yoga gibi egzersizler kas gücünü artırarak kemik gücüne katkı sağlar. Bütün bu egzersizlerin yapılamadığı durumda haftada en az 3 gün  30-60 dakikalık yürüyüş yapılması da yararladır.
2-      Sigaranın Kesilmesi: Sigaranın kemik kaybını artırıcı etkisi ispatlandığından, sigaranın bırakılması osteoporoz tedavisine önemli katkı sağlar
3-      Alkol alımının azaltılması: Belirli bir dozun üzerinde alkol alımının kadınlarda osteoporoza yol açtığı bilinmektedir.(Günlük 20 gr üzeri)
4-      Düşme riskinin azaltılması: Osteoporozda basit düşmeler ile önemli kırıklar meydana gelebildiği için düşme riskine yol açan faktörlerin azaltılması faydalıdır. Osteoporozlu hastalarda kırıkların büyük çoğunluğu ev içi düşmeler ile meydana gelmektedir. Bu amaçla sandalye veya merdivene çıkarak yüksekte iş yapılmaması, kaydırmaz halı-kilim ve paspas kullanılması, banyo gibi ıslak zeminli alanlarda kaydırmaz paspas kullanılması kırık gelişme riskini azaltmak açısından oldukça önemlidir.
5-      Diyet ile yeterli kalsiyum alımının sağlanması: Postmenapozal kadınlarda 1200 mg günlük kalsiyuma ihtiyaç vardır, oysa ki standart beslenme ile günlük 700-800 mg civarında kalsiyum alınmaktadır. Ya beslenmedeki kalsiyum miktarı artırılmalı ya da ağızdan kalsiyum takviyesi yapılmalıdır.
6-      D vitamini takviyesi: D vitamini ülkemizde mayıs ayından kasım ayına kadar güneş enerjisi sayesinde deride oluşur. İdeal D vitamini değerinin 30 ng/ml üzerinde olması osteoporozdan korumaktadır. Postmenapozal kadınlarda günlük 800-1200 Ünite D vitamini ihtiyacı vardır. Besinlerle çok az miktarda D vitamini elde edilmektedir. Bu nedenle D vitamini takviyesi yapılması önemlidir.
İlaç Tedavisi
Birinci seçenek Bisfosfanatlardır. Henüz kırık gerçekleşmemiş ise ağızdan alınan ilaçlar ile tedaviye başlanılır. Hasta ağızdan alımı tolere edemiyor ise (reflüye bağlı) ve kırık gelişmiş ise daha hızlı etki için damar yolu ile verilenler tercih edilir. Bu ilaçlara en fazla 7-10 yıl devam edilebilir. On yılın sonunda ara vermek gerekir.
Bisfosfanatlar ile tedavinin başarılı olmadığı durumlarda Selektif Östrojen reseptör modülatörleri(Raloksifen) , Hormon replasman tedavisi, Parathormon(Teriparatit), Stronsiyum Renelat, Kalsitonin, Denosumab kullanılabilir.
Her bir ilacın etkisi ve yan etkisi farklılıklar gösterir. İlaç tedavisi kişiye özel durumlara göre başlanır.
Tedaviye cevap “Kemik Mineral Yoğunluğu” ölçümü ile takip edilir. Tedavi almayan post menapozal kadınlarda 2 yılda bir, tedavi görenlerde yılda bir Parathormon tedavisi gören hastalarda 6 ayda bir Kemik Mineral Yoğunluğu ölçümü yapılmalıdır.

Osteoporozda Kefir Mucizesi



Kefir Ne Zaman Bulundu?

Kefir ilk olarak dünyaya Kafkaslardan yayılmıştır. Tarihi yüzyıllar öncesine dayanır. Kefir de yoğurt gibi sütün mayalanması ile elde edilir. Yoğurda göre daha asidiktir PH sı 4 civarındadır. Süt 18-24 saat de oda ısısında kefir mayası ile beklediğinde kefir içeceği elde edilir. Batı 1900 lü yılların başında kefir ile tanıştı.

Kefirin Faydaları Nelerdir?

Kefirin bugüne kadar birçok faydası ortaya çıkarılmıştır.

1-                 Kefir zengin bir besin kaynağıdır: Kefir Protein-Kalsiyum-Fosfor-Magnezyum- Vitamin B12-Vitamin B2 ve D vitamini içermektedir.

2-                 Probiyotikdir: Yoğurttan daha güçlü bir probiyotikdir. Bağırsak  florasını güçlendirerek, sindirim problemlerini düzenler ve kabızlığı önler

3-                 Antibakteriyel etkilidir. Bağışıklık sistemini  güçlendirir. Kefir birçok faydalı bakteri içerir bu bakterilerin bazı zararlı bakterileri öldürerek bazı enfeksiyon hastalıklarını önlediği gösterilmiştir.

4-                 Kanserle mücadele eder: Bazı kanser hücreleri ile savaşarak kanser oluşumunu engellediği bilinmektedir.

5-                 Detoks etkisi vardır.

6-                 Osteoprorozu engeller:  Kalsiyum kaynağı olmasının yanında  zengin bir K2 vitamin kaynağıdır.  Bağırsakta K2 vitamini üreten bakterilerin çoğalmasını sağlar. K2 vitamini D vitamini gibi osteoporoz tedavisinde faydalı bir vitamindir.

7-                 Laktoz intoleransı nedeni ile süt ürünü kullanamayanlar kefiri güvenle tüketebilir. Kefir mayası sütün içinde bulunan laktoz proteinini parçalayarak faaliyet gösterir.  Laktoz(süt proteini)  allerjisi olanlar bu nedenle kalsiyum kaynağı olarak rahatça kefiri tüketebilir.

8-                 İmmün sistemi güçlendirerek alerjik hastalıklar ve astım ile mücadeleyi kolaylaştırır.

9-                 Kollesterolü düşürür.

10-              Tansiyon düşürücü etkisi vardır.

11-              Yara iyileşmesini hızlandırır.

12-              Elde edilmesi kolay ve Ucuzdur.  Kefirin evde yapılması kolaydır.  Piyasada bulunan kefirlerde raf ömrünü uzatmak için katkı maddesi bulunabilirken evde yapılan kefir tamamen doğaldır.  Bu nedenle düzenli kefir tüketilmesi istenilen hastaların evde kendi kefirini üretmesini öneriyoruz.

Osteoporozda Kefirin faydası nedir?

Osteoproz kemik kaybı ile sessiz ilerleyen ciddi bir hastalıktır. Çoğu zaman hastalara ancak kırık meydana geldiğinde  tanı konulabilmektedir.  Özellikle menapoz sonrası kadınlarda sık görülmekle birlikte erkeklede de osteoproz görülmektedir. Osteoprotik hastada basit düşmeler ile kalça, omurga, kol ve ön kol kemiklerinde kırıklar meydana gelebilmektedir.  Özellikle 65 yaşından sonra yetersiz kalsiyum alımına bağlı olarak kadınlarda daha sık osteoproz meydana gelmektedir. Osteoporozu önlemede en önemli etken diyet ile yeterli kalsiyum alınmasıdır. Özellikle sabah aç karnına düzenli olarak içilen 1 bardak (200 ml)  kefirin osteoprozu önlediği bilimsel çalışmalar ile gösterilmiştir. Evde yapılması kolay olan bu içeceğin düzenli tüketilmesini öneriyoruz.
Evde Kefir Nasıl Yapılır?

Evde kefir üretebilmek için öncelikle kefir mayasına ihtiyaç vardır. Kefir mayası aktarlarda satılmaktadır. Bir kez satın alındığında bu maya sürekli çoğalarak büyümektedir. Bu nedenle her defasında bu mayanın kulllanılması yeterli olmaktadır. Günlük süt kullanılması önerilmektedir. Çiğ süt kullanımı önerilmemektedir. Dikkat edilmesi gereken en önemli bir nokta mayalama yapılırken cam veya seramik kap kullanılmalı ve oda sıcaklığında 18-24 saat bekletilmedir. Boza kıvamına geldikten sonra plastik süzgeç kullanılarak maya kısmı süzülerek ayrılır.
 Bu maya tekrar kefir yapımında kullanılır.  Ayrılan sıvı kısım buz dolabında 24 saate kadar muafaza edilebilir. Kefir fazla mayalandığında  ekşimsi tat oluştuğu için içimi zor olabilir. Bu durumda içerisine bal- süt ilavesi veya tarçın konularak içilmesi önerilir. Kefir her yaşta güvenle içilebilir.
Literatür.

1-Benjamin C. T. Bourrie P. Willing  and Paul D. Cotter. The Microbiota and health promoting characteristics of the fermented beverage kefir. Frontiers in Microbiology 2016. 1-17

2- Yu Tu M., Chen H.L, Tung Y.T, Kao C.C, Hu F.C, Chen C.M. Short term effects of kefir fermented milk consuption on bone mineral density and bone metabolism in a randomized clinical trial osteoporotic patients. Plos One December 10, 2015

3.Chen HL, Tung YT, Chuang CH, Tu MY, Tsai TC, Chang SY, Chen CM. Kefir improves bone mass and microarchitecture in an ovariectomizen rat model of postmenapausal osteoporosis. Osteoporos İnt. 26(2): 589-99, 2015


7 Nisan 2020 Salı

OMUZ ÇIKIĞI


Omuz eklemi en sık çıkık görülen eklemlerden birisidir. En sık travmaya bağlı omuz çıkığı görülmektedir. İlk omuz çıkığı genelde genç yaşlarda görülür. 

İlk kez omuzu çıkan hastada eklem kapalı olarak yerine oturtulduktan sonra iyileşme olması için üç hafta kol askısı kullanması yeterli olur.  Ancak sporcularda durum farklıdır. Her sporcu biran önce spora dönmek ister. Bunu sağlamak için cerrahi tedavi daha iyi bir seçenek olabilir. Omuz çıkığının ilk oluş yaşı 20 den küçük ise bu hastada tekrardan omuz çıkığı görülme ihtimali %90 dır. Ancak ilk omuz çıkığı 40 yaş üzerinde ise tekrardan omuz çıkığı görülme ihtimali %10’lara kadar düşer. Travma sonrası omuz çıkığı meydana geldiği zaman omuz eklemini yerinde tutan kapsül denilen yapı yırtılır. Erken dönemde çekilen standart omuz MR ı ile tanı konulur. Omuz başı bu yırtık alandan eklem dışına çıkar. Buna “BANKART LEZYONU” adı verilir. Omuz çıkığı ile birlikte başka yapılarda zarar görebilir. 
Tüm bu hasarın tamiri Artroskopik yöntemle kapalı olarak tedavi edilebilir. Çok özel durumlarda açık cerrahi gerekebilir.
Tekrarlayan omuz çıkıklarında bazen kapsül gevşekliğine bağlı olarak yırtık olmadan da eklem çıkabilir. Bu gibi durumlarda öncelikle Fizik tedavi yöntemleri ile omuz çevresi yapıların güçlendirilmesi denenmelidir. Omuz çıkığı sıklıkla BANKART lezyonuna bağlıdır. Bu Artroskopik (Kapalı ameliyat) olarak tamir edilebilir. Ameliyat sonrasında hastanın kolu 6 hafta süre ile dikilen yapıların iyileşmesi için kol askısında tutulur. 
6 hafta sonra kol askısı çıkarılarak Egzesiz başlanılır.

MORTON NÖROMASI




Morton nöroması ayak tarak kemikleri arasında sinirlerin sıkışması sonrasında oluşan bir hastalıktır. Ayak metatars(tarak kemiği) başları altından geçen transvers ark  dediğimiz kavisin çökmesi sonucu tarak kemiklerinin başları birbirine yaklaşarak sinirde sıkışmaya yol açar, sıkışan sinir zamanla kalınlaşır, bu kalınlaşma sinirin  daha kolay sıkışmasına sebep olur.



Hastalar genellikle yürüme sırasında tarak kemiklerinin altında ağrı ve elektrik çarpma hissi şikayeti ile gelir. Tanı klinik muayene ile konulur.. Tanıyı kesinleştirmek için ön ayak MR çekilir.


Morton nöromasında tedavi: 

Erken dönemde ayak tabanındaki kavis çökmesini azaltmak ağrıyı geçirebilir. Bunun için özel tabanlıklar kullanılır. İleri dönemde ağrıyan bölgeye kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Tabanlık veya enjeksiyondan fayda görme şansı nöromanın büyüklüğü ile ilgilidir. Nöroma büyüdükçe kalıcı tedavi ameliyat ile sağlanır.

4 Nisan 2020 Cumartesi

KALÇA PROTEZİ



Kalça protezi nedir?
Değişik nedenler ile bozulan kalça ekleminin ameliyatla metal veya metal-seramik karışımından  üretilen yapay eklem ile değiştirilmesi işlemidir.
 Kalça Eklemi neden bozulur?
Gençlerde:
-Doğuştan kaynaklanan genetik hastalıklar
-Çocukluk çağında geçirilen kalça eklem enfeksiyonu,
-Perthes Hastalığı,
-Kalça kemiği kırığı sonrası kemiğin dolaşımının bozulması,
-Osteonekroz hastalığı,
-Romatizmal hastalıklar sonrası
-Tedavi edilememiş kalça çıkığı gibi nedenler ile eklem bozulabilir.
İleri Yaşlarda: 
-Özellikle 65 yaşından sonra yaşlılığa bağlı gelişir,
-Yaşlı hastalarda kemik erimesi(Osteoporoz) nedeni ile gelişen kalça kırıkları sonrasında gelişebilir.
-Patolojik kırığa yol açan kemik tümörü metastazları sonrasında
-Romatizmal hastalıklara bağlı olarak kalça protezi gerekebilir.


Kalça Protezi ne zaman yapılmalıdır?
Eklem hasarına bağlı kalça protezi ameliyatı için 2 önemli gerekçe vardır.
1- Hastanın ağrısız yürüme mesafesinin 300 metrenin altına düşmesi veya,
2- Her gün ağrı kesici ilaç kullanmak zorunda kalması halinde hastaya protez yapılmasının zamanı gelmiştir. Her gün ağrı kesici almak zorunda kalan hastalarda ilaçlara bağlı böbrek ve karaciğer hasarı meydana gelebilir. Hastanın Yürüme mesafesinin artırılması ve ağrı kesici ihtiyacının önüne geçilebilmesi için protez yapılmasında fayda vardır.
Kalça kırığına bağlı protez ameliyatları zorunlu olarak hemen yapılmalıdır. Hastanın biran önce ayağa kaldırılması hastanın hayatını kurtaran en önemli yoldur. Bu da kalça protezi yapılarak sağlanabilir.
Kimlere Kalça Protezi Yapılamaz?
-Vucudunda aktif bir enfeksiyon odağı bulunan hastalara enfeksiyon geçinceye kadar protez yapılamaz
-Sürekli denge problemi yaratarak düşmeye sebep olan nörolojik hastalığı bulunan kişilerde kalça protezi yapılamaz.
-Ameliyatı kaldıramayacak kadar genel durumu düşkün hastalarda
Kalça Protezinin Alternatif varmıdır?
Kalça eklemi bozulduğu için yürüme güçlüğü çeken ve şiddetli ağrısı olan hastalara protez dışında eklem dondurma ameliyatı yapılabilir. Eklem dondurma ameliyatı fiziki olarak ağır iş yapan kişilerde tercih edilir. Ancak iki kalça eklemi birlikte bozulmuş ise her iki kalçaya dondurma işlemi yapmak sakıncalıdır. Günümüzde ileri derecede hareket kısıtlılığına neden olduğu için eklem dondurma ameliyatı giderek azalmaktadır.



Nasıl Bir Ameliyat süreci geçiyor?
Protez ameliyatı öncesinde hastaların tepeden tırnağa muayeneden geçirilerek vucudunda bir enfeksiyon odağı bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bu neden ameliyattan önce tüm hastalarımıza kan ve idrar tetkikleri yaptırıp sonuçların temiz olduğunu gördükten sonra hastayı ameliyata hazırlarız. Bu aşamada kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda ilacın niteliğine göre 5 ile 10 gün öncesinde ilaç kesilerek bunun yerine kısa etkili kan sulandırıcı(düşük molekül ağırlıklı heparin) iğneler başlarız. Ameliyattan birkaç gün sonra kanama riski ortadan kalkınca hasta rutin eski tedavisine dönebilir. Kanamalı geçen ameliyatlarda hastaya kan nakli yapmak gerekebilir.
Hasta ameliyattan sonraki 12 saat içerinde mobilize edilerek yürütülür.
Hasta hastanede yattığı süre içerisinde belirli aralarla yürütülür. Bu durum oluşabilecek Derin Ven Trombozunu önlemenin en etkili yoludur. Ayrıca hastaya ciltaltı düşük molekül ağırlıklı heparin enjeksiyonu uygulanır. Taburcu olurken kan sulandırıcı iğne yerine tablete geçilir. 30 gün süre ile kan sulandırıcı hapını kullanması istenir.
Ameliyat sırasında ve sonrasında ne gibi problemler(komplikasyonlar)  ortaya çıkabilir?
Kalça protezi ameliyatı sırasında kanama-kemikte kırılma, çimentonun erken donması, sinir yaralanması gibi problemler görülebilir. Ameliyattan sonra ise erken ve geç komplikasyonlar gelişebilir.
Erken komplikasyonlar: En sık enfeksiyon, derin ven trombozu, protezin yuvasından çıkması riski vardır.
Geç komplikasyonlar ise protezin erken gevşemesidir. Bu komplikasyonlar gerekli tedbirler alınarak en aza indirilebilir ancak tamamen sıfırlamak mümkün değildir.
Total kalça protezinin ortalama ömrü 15 ile 20  yıl arasında değişmektedir. Ancak 25 yıla kadar dayanan protezlerde vardır. Protezin ömrü cerrahi tekniğe, konulan protezin türüne, hastanın aktivite düzeyine, kemik kalitesine ve kilosuna göre değişebilir.